26 Ocak 2016 Salı

OSCAR GOES TO...



88. Oscar Ödül Töreni 28 Şubat 2016 Pazar gecesi Chris Rock'ın sunumuyla Hollywood & Highland Center Dolby Theatre'da düzenlenecek ve tüm dünyada 225 ülkede canlı olarak izlenebilecek. Favori adaylarımın olduğunu söylemek isterim tabiki. Ben Diriliş filminin bir çok ödülü toplayacağını düşünsemde en iyi erkek oyuncu ödülünü Leonardo DiCaprio'nun alamayacağı kanısındayım. Oscar ödülü oyunculukta zorlama olmalı, denenmemişi denemeli oyuncu. Ancak Diriliş filmindeki rol belki defalarca oynandı. Aşağıda tam listeyi yayınlıyorum. Yanında ise benim için Oscar'ı kazanması gerekenlere notlar yazmış olacağım.




88. Akademi Ödülleri için Adaylıkların Tam Listesi!

En İyi Film
En İyi Yönetmen

En İyi Uyarlama Senaryo 

En İyi Ozgün Senaryo 

En İyi Kadın Oyuncu 

En İyi Erkek Oyuncu

Yabancı Dildeki En iyi Film

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
En İyi Animasyon
En İyi Özgün Şarkı
  • “Earned It” -“Grinin Elli Tonu” Oscar goes to...
    Söz ve müzik : Abel Tesfaye, Ahmad Balshe, Jason Daheala Quenneville ve Stephan Moccio
    “Manta Ray” - “Racing Extinction”
    Müzik : J. Ralph  Söz: Antony Hegarty
    “Simple Song #3” - “Gençlik”
    Söz ve Müzik : David Lang
    “Til It Happens To You”- “The Hunting Ground”
    Söz ve müzik :Diane Warren ve Lady Gaga
    “Writing’s On The Wall” - “Spectre”
    Söz ve müzik : Jimmy Napes ve Sam Smith

En İyi Film Müziği


En İyi Görüntü Yönetimi

En İyi Saç ve Makyaj

En İyi Kostüm Tasarımı
En İyi Ses Miksajı

    En İyi Ses Kurgusu

      En İyi Görsel Efekt
      En İyi Kurgu

      En İyi Yapım Tasarımı

      En İyi Kısa Animasyon Film

      • Ave Maria, Basil Khalil ve Eric Dupont
      • Day One, Henry Hughes
      • Everything Will Be Okay (Alles Wird Gut), Patrick Vollrath
      • Shok, Jamie Donoughue
      • Stutterer, Benjamin Cleary and Serena Armitage

      En İyi Belgesel Film 

      En İyi Kısa Metrajlı Belgelsel

      • Body Team 12, David Darg and Bryn Mooser
      • Chau, Beyond the Lines, Courtney Marsh and Jerry Franck
      • Claude Lanzmann: Spectres of the Shoah, Adam Benzine
      • A Girl in the River: The Price of Forgiveness, Sharmeen Obaid-Chinoy
      • Last Day of Freedom, Dee Hibbert-Jones and Nomi Talisman

      14 Ocak 2016 Perşembe

      SANAT TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

      A
      Açık hava resmi : Dışarıda, açık havada ve doğal gün ışığından faydalanılarak yapılan resimleri tanımlamak için kullanılan terimdir. Örnek ; Claude Monet, Vetheuil Bahçesi (1880)
      Açık kompozisyon : Resimdeki kompozisyonun tuvalin dışına taşıyormuş gibi düzenlenmesi anlamına gelir.
      Alegori : Soyut bir düşünceyi heykel veya resim sanatıyla insan niteliğinde göstermektir.
      Amorf : Biçimi belli düzene uymayan tanımlanması zor, düzensiz bir halde bulunan nesneler için kullanılır. Örnek; ABD'li sanatçı Kathleen Studebaker'ın amorf heykeli(2006)
      Ana renkler : Kırmızı, sarı ve mavi ana renklerdir. Diğer tüm renkler bu renklerin farklı miktarda karıştırılmasıyla oluşur.
      Anamorfoz : Bu teknikle yapılmış resimleri sadece belli bir yönden bakarsak anlayabiliriz. Başka bir yönden baktığınızda, bozuk ve çarpık bir resme bakıyormuşuz gibi gelir. Bakmanız gereken yönden baktığınızdaysa, bu resimler üç boyutlu bir görüntü yaratır.
      Animasyon : Birkaç resmin arka arkaya, hızlı bir şekilde gösterilmesiyle elde edilen hareketli görüntüdür.
      Ankostik resim : Balmumunu eritip içine toz boya karıştırılmasıyla elde edilirdi. Balmumu, boyayı iyi koruduğundan bu teknikle yapılan resimler bozulmadan zamanımıza kadar gelebilmişlerdir.
      Ara renkler : Turuncu, yeşil ve mor ara renklerdir. 
      Arka plan : Resmin gerisindeki görüntüye denir.
      Avangart : Alışılmış anlatım biçimlerini dışlayıp yeni bir sanatsal dil oluşturmak peşinde olan sanatçılar ve sanat akımlarını tanımlamak için kullanılır.
      B
      Beti : Resim ve heykel sanatlarında insan ve hayvan biçimlerine denir.
      Bienal : İki yılda bir düzenlenen, çoğunlukla kültürel ve sanatsal faaliyetler için kullanılan bir terimdir. Bienallerde resim, heykel vb. gibi sanatlardan örnekler uzun bir süre boyunca sergilenir.
      C-Ç
      Canlı model : Desen, resim ve heykel çalışması için örnek alınan canlı hayvan ya da insana denir.
      Çizgisel kompozisyon : Resimde, çizginin daha belirgin kullanıldığı ve resimdeki hareketin ağırlıklı olarak çizgiyle ifade edildiği kompozisyonlardır. Sanatın ilk adımları olan mağara resimlerindeki çizimler çizgisel kompozisyonlardır.
      D
      Deformasyon : Resim ve heykelde, model alınan nesnenin ya da figürün özelliğini bozmadan, konuyu daha etkili anlatabilmek için bazı biçimleri bozarak ya da olduğundan farklı göstererek değiştirmektir.
      Dekolaj : Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş, resim ya da basılı kağıtlardan koparılan parçaların, üst üste yapıştırılması ile yapılan bir tür kolajdır.
      Dekupaj : Resimdeki bir objeyi bulunduğu zeminden ayırma işlemidir.
      Dominant renk : Bir resimde en çok kullanılan ve en çok ilgiyi çeken renktir.
      E
      Eskiz : Bir sanat eserine ya da tasarıma başlamadan önce yapılan ön hazırlıklardır.
      Espas : Bir resimde nesneler, formlar ve biçimler arasındaki mesafe ve birbirlerine göre ön ve arka düzlem ilişkisidir. Bir diğer anlamı ise derinlik etkisidir.
      F
      Figür : Resim ve heykel sanatlarında, betimlenmiş gerçek ya da hayal ürünü her tür canlı veya objeye denir.
      Fresk : Duvar ya da tavan yüzeyine yapılan resimdir.
      G
      Gravür : Kazıma ile yapılan resim sanatıdır. Baskı yapılacak görüntü ahşap, metal veya taş levha üzerine çeşitli yöntemlerle aktarıldıktan sonra levha mürekkep ile sıvanır. Levhanın yüzeyi temizlenince mürekkep yalnız çukur yerlerde kalır ve levhanın üzerindeki görüntü basılarak kağıda aktarılır.
      H
      Heykel : Çeşitli maddelerden yontularak yoğrularak veya kalıba dökülerek yapılan üç boyutlu anaatsal objedir.
      I-İ
      Işık gölge : Tek renkli resimlerde ton farklılıklarıyla elde edilen aydınlık ve karanlık alanlar için kullanılır.
      İllüstrasyon : Anlatılmak istenen düşüncenin doğada benzeri görülmeyecek derecede abartılı bir biçimde resmedilmesi demektir.
      K
      Kabartma (Rölyef) : Bir düzlem üstüne tasarlanıp gerçekleştirilen heykel türüdür.
      Kolaj : Her türlü basılı, çizili ya da fotoğraf şeklinde malzemenin bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yerleştirilip, yapıştırılmasıyla yapılır.
      Kontrast : Resimde, renk, çizgi ve yüzeylerin dengeli ve uyumlu bir biçimde bir araya gelmesidir.
      L
      Lavi : Siyah, kahverengi ve çini mürekkebi gibi koyu renk boyaların sulandırılması ile yapılan resim çalışmasıdır. Doğu Asya kökenli bir sanattır.
      M
      Monokromi : Tek renklilik demektir.
      Motif : Yan yana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan parçalardan her birine denir.
      N
      Natürmort : Çiçek, meyve gibi doğal ve hareketsiz varlıkları betimleyen resme verilen addır.
      Nötr renkler : Nötr renkler, beyaz, siyah ve kurşuni gibi tarafsız renklerdir.
      O
      Obje : Belirli bir ağırlığı, hacmi ve rengi olan her türlü cansız varlıktır. Diğer adı nesnedir.
      Ö
      Öne çıkarma : Bir resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin, diğer öğelere göre daha etkili bir şekilde kullanılmasıdır.
      P
      Paspartu : Resim ya da fotoğraf koymadan önce çerçevenin içine yerleştirilen ve fon işlevi gören çerçevenin şekline göre kesilmiş mukavva, karton veya kağıda denir.
      Pastoral : Kırsal alanlarda geçen ve köy yaşamını betimleyen sanat eserleri için kullanılan terimdir.
      Perspektif : Uzak ve yakın ilişkisine perspektif denir.
      Pop art : Soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların başlattıkları bir sanat akımıdır. Bu akımın özelliği; günlük tüketim eşyalarını farklı teknikler kullanarak anlatmaktır.
      Portre : İnsan yüzünü olduğu gibi betimleyen resimlere denir.
      Profil : Bir şeyin yalnız yan taraftan bakıldığında görünen ve resmedilen şekline denir.
      R
      Röprodüksiyon : Bir sanat eserinin gerçek boyutları ve tekniği göz önünde bulundurulmadan üretilen kopyasına denir.
      Rötuş : Bir sanat eseri üzerinde sonradan yapılan düzeltmelere denir.
      S
      Silüet : Bir cismin leke gibi, belli belirsiz biçimde görünümüne denir.
      Ş
      Şablon : Karton veya benzeri bir malzemeden, basılacak yerleri açık kalacak şekilde hazırlanan baskı kalıbına denir.
      T
      Torso : Kollar, bacaklar ve baş dışında kalan insan gövdesinin heykeline denir.
      U
      Ufuk çizgisi : Gök ile yeri hayali olarak ayıran çizgidir.
      Ü
      Üslup : Bir sanatçıya, bir döneme veya bir akıma özgü teknik, renk, kompozisyon ya da biçimlendirme yoluna denir.
      V
      Veduta : Gerçeğe uygun olarak yapılan ayrıntılı kent resimleri, çizimleri ve baskıları için kullanılır.
      Y-Z
      Yanılsama : Resimde yer alan betilerin gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Yanılsama, gerçek olan şeylerin sanat eserinde yeniden üretilmesi demektir ve çoğunlukla üç boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar.
      Zıh : Şekillerin kenarlarına çekilen çizgiye denir.

      13 Ocak 2016 Çarşamba

      HOŞÇAKAL ÖĞRETMENİM

      Bazen yazmak çok zordur, ağırdır. Hele ki emek verene yazmak daha da zordur.
      İnsanların hafızalarına iyi yada kötü ilkokul hatıraları kazınır. İlk arkadaşlıklar, ilk sınıf, ilk sıra kokusu, okula gitmemek için ateşlenilsin diye yenilen tebeşirler ve saymakla bitmeyecek kadar anılar. Bir çok kişi ilkokul öğretmeninin adını ve soyadını da hafızasına kazır. İlk öğretmeni önemlidir. İlk öğretendir, ilk kalemi tutturandır. Baktığınızda ister doktor olun, ister mühendis, ister gazeteci; size ilk yazmayı da okumayı da ilkokul öğretmeniniz öğretmiştir. Bu insanın emeği anne, baba emeğinden sonra belki de ilk sırada yer alır. Öğretmen denilince aklınıza ne tarih öğretmeniniz ne coğrafya öğretmeniniz ne de ingilizce öğretmeniniz gelir. İlk önce ilkokul sınıf öğretmeniniz gelir aslında. Şekillenir kafanızda öğretmeninizin bakışları. 
      Mavi önlüklere geçilen ilk yıllardı benim ilk okula başladığım yıllar. Yeni bir eğitim sistemi anlayışına önce önlüklerle başlanılmıştı. Kolalı, ensemizi yara içinde bırakan bembeyaz çeşit çeşit yakalarımızda unutulmayacaklar arasında. Öğretmenler hep tayyör, takım, etek ceket kıvamındaydı. Hiç hatırlamam öğretmenimi kotla, tshirtle mesela. Hep rol modeldiler. Özenirdik onların tahtadaki duruşlarına. Bu kadar şeyi nasıl öğrendiklerine, nasıl bildiklerine gıpta ederdik. Hep okurdular tenefüslerde. Gazete, kitap, yazı ne bulurlarsa okurlardı. Bize göre çok sıkıcıydı yaptıkları. Oyun oynamak varken neden insan okur ki derdik içimizden. Sonraları bizlerde bu kervana katılmaya başladık. Okumaya başlayınca anlayacaksınız derlerdi hep. Bir öğretmenimin ülkelerle ilgili bu kadar çok şey bilmesi beni çok şaşırtmış. Bir keresinde de nasıl bu kadar bilgiyi bilebildiğini ,her yere hangi arada gittiğini sorduğumda, hiç birine gitmediğini söylemişti. O zamanlar gazetelerin en büyük promosyonu olan fasikül fasikül evlerimize giren bir ansiklopediyi ödünç vermişti." İşte biletin burada, şimdi harflerden takip et, istediğin ülkeye gidebilirsin ve gezebilirsin" demişti. Bende izi büyüktür bu diyaloğun. Boş zamanlarımda şimdiki gibi tek tuşla herşeyi hemen öğrenemesemde araştırarak vakit harcayarak öğrenmeye başlamıştım. Şimdi muhtelif bir çok ülkenin başkentlerini nüfüslarını hangi kıtada olduklarını biliyor ve nasıl bir yer olduğunu bir kaç fotoğrafta olsa gözümün önünde canlandırabiliyorum. Kısacası bende öğretmenim sayesinde bir çok ülkeyi gezdim gördüm. 
      Öğretmen insanın hayatına anlam katan, hayatımıza yön verendir. Harfleri öğreten onları birleştirmeyi öğreten ve hayata hazırlayandır. Her yıl 24 Kasımlarda öğretmen olan herkesi kutlar ve mesleğimizin zorluklarına karşı hala ayakta dimdik duruyor olmamızla da övünç duyarım. 
      Hayat acısıyla tatlısıyla devam ederken işlerden, hırslarımızdan, zamanı doğru yönetemememizden kaynaklı vefa borcumuzu ödeyemiyor ve öğretmenlerimize hak ettikleri değeri veremiyoruz. 
      Bugün ben A'yı B'yi C'yi kaybettim. Umarım vefasızlığımı affolur. Teşekkür ederim öğretmenim bana benlik kazandırmayı,hayallerime engel olmamayı, harfleri, dünyayı, okumayı, yazmayı öğrettiğin için. Işıklar içinde uyu...

      5 Ocak 2016 Salı

      İSTANBULLULAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?

      Başlıktanda anlaşıldığı üzere İstanbullulaştırılmak konusuna değineceğim. İzmir sempatizanlığı yada İstanbulu küçümsemek değil bu yazı. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Aksine uzun yıllar İstanbulda yaşayan bir İzmirli olarak çok övündüğüm ve bana çok şey kattığına inandığım şehirdir İstanbul. İstanbul bambaşka bir yer bambaşka bir kültür aslında. Dünyada yetmiş iki milletin yaşadığı şehir New York ne hissettiriyorsa insana İstanbulda aynısını hissettiriyor. Kocaman bir metropol ve ahenkli bir kültür yumağı İstanbul. Ne kelimeler yeter anlatmaya ne de satırlara sığar İstanbulun güzelliği. Şairler, yazarlar bile hala yazılarında İstanbulu anlatırlar aynı heyecanla aynı coşkuyla.
      İstanbul Türkiye'nin tartışılmaz en büyük ve en görkemli şehri. Ancak İstanbul yerinde güzel. Başka illerin İstanbulu taklit etmesi yada onun gibi yaşamaya çalışması gerçekten çok anlamsız. Öncelikle İstanbulda kazandığın maaşı burada kazanamıyorsun, seçenek çokluğunu yaşadığın şehirde bulamıyorsun. Peki yaşadığın bu canım şehirde neden İstanbullu gibi davranıyor ve yaşamaya çalışıyorsun bunu anlamış değilim. Yılbaşı gecesi Alaçatı sokaklarının çok hareketli olduğunu duyduğum için otel eğlencesi yerine yaşımda henüz çok geçmeden sokak eğlencesine katılmayı uygun buldum. Gerçekten güzeldi. Bu arada inanılmaz soğuktu , bir tek kar eksikti. Geri kalan tüm yeni yıl konsepti tüm ihtişamıyla sizi kucaklıyordu. Alaçatı sokakları yaz dahil hiç olmadığı kadar renkli, eğlenceli ve kaliteliydi. Sokaklarda istediğin yerde durup oranın müziğini dinleyip dans edebiliyorsun, zıplayabiliyorsun. Kimse karışmıyor ya da illa bir şeyler içmeniz lazım diyip sizi kovmuyorlar. Bu konuda Alaçatı esnafını kutlamak lazım ve tabi belediyesini. Son derece güzel, güvenli bir yılbaşı geçirdik. Tekrar tekrar teşekkür ederim.
      Yeni açılan bir alışveriş merkezi var evimin yakınlarında. Gayet şık, güzel ve rahat dolaşılabilir bir mekan. İstanbul'un meşhur AVMleri kadar olmasa da İzmirli için şık ve güzel bir mekan. Biz İzmirliler daha sade, gösterişten uzak, manzarası olan, rakı balık yapabileceğimiz mekanları tercih ederiz bildiğiniz gibi. O yüzden demek istediğim burası biraz İstanbullu olmuş. İzmirli hafta sonlarını AVMlerde pek geçirmezken son zamanlarda AVM otoparklarında araba park etmek zulüm haline gelmeye başladı. Bu zulmü İstanbulda çok yaşardım. Üç saat trafiğin ardından ulaşılan AVMnin ikinci etabı olan minimum yarım saatlik otopark bulma çabaları. Zor zanaattır AVM otoparklarında hemen yer bulmak İstanbulda. Ya çok şanslı olmanız gerekir ya da iyi takipçi. Elinde poşeti ve araba anahtarı olan kişiyi gördüğünüz an, arabayla yanından yanından giderek onun çıkmasını bekler ve siz girersiniz park alanına. Sonrada harika haftasonunuzu AVMde yemek yiyerek alışveriş yaparak harcarsınız. 
      Bir çok fast food restoranı ve şık lokantaları da beraberinde getiren bu AVMler bazı İzmirlilere garip bir görgüsüzlük kattı nedense. 
      -Dün gece bilmem neredeydik. Hani şu Nişantaşında da var restoran. Harika pizzaları var. Tavsiye ederim. Çokta uygun 78 tl. 
      - Aaa... Öyle mi. Vallahi çok ucuzmuş. Bizde gidelim.
      İnanın bunları kendi kulaklarımla duydum. Bu arada bu İstanbullulaşan İzmirlileri de İstanbulda sahalarda görmek en büyük isteğim. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim, hizmet konusunda bu yeni açılan İstanbullu restoranlar lütfen İstanbuldan transferler yapsın. Çünkü burada 78 tlye yediğimiz pizzaların hizmet kalitesi böyle olmamalı.
      Sevgiyle.